1453's profilekani adlı kullanıcının a...PhotosBlogListsMore Tools Help

kani adlı kullanıcının alanı

YAŞAMA SENDE GÜLÜMSE
There are no photo albums.
aziz nesinin kıtabı
No list items have been added yet.
aziz nesinin kıtabı
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

1453 pişgin

Occupation
Location
Interests
memur olarak kamuda çalişiyorum .bekarım kısmet olursa kımbılır belkıde evlenırım.
No list items have been added yet.

Video

No content has been added yet.
No list items have been added yet.
No list items have been added yet.

Custom HTML

pismafkokani1453@hotmail.com
December 28

pismafkokani1453@hotmail.com

   
   
August 09

BİR GÜLÜN HİKAYESİ MAVİŞ

Bir gülün hikayesi

Onlarla yıllar önce tanıştım. Bir cafede yani yemekten sonra müzik dinlemeye gidilebilen bir yerde... Ben masalardan birinde, tek başıma vazonun içinde duruyordum. Canım sıkılıyordu aslında. Özel olarak bu iş için, evleri, cafeleri, restorantları ve iş yerlerini süslemek, insanlar tarafından sevdiklerine hediye edilmek üzere yetiştiriliyordum. Benim kaderimde de buraya satılmada vardı, sevdiklerimden ayrılmış, bu vazoya yerleştirilmiştim. Can sıkıntısı içinde akibetimi bekliyordum daha ne kadar yaşayacağımı bilmeden. Kimse benimle ilgilenmiyordu. O gelene kadar...

Çok güzel bir kadındı. Simsiyah saçları, düzgün vücudu, sade elbisesi ve narinliğiyle bir yıldız gibi parlıyordu. Kapıdan içeri girer girmez gözüm takıldı. Onun elinde, saçında veya yakasında olmak isteğiyle dolup taştım birden. Boş masama otursunlar diye dua ettim. Yanında birileri vardı, etrafa bakıyorlardı. Bende bakındım ve kalbim çarpmaya başladı, benden başka boş masa yoktu, demek ki bana geleceklerdi...

Yanılmamıştım. Oturur oturmaz beni fark etti. ALLAH ım ne güzel bir kırmızı gül diyerek önce beni seyretti, sonra yapraklarıma yumuşak elleriyle dokundu, daha sonra burnuna götürdü beni. Ben onun dokunuşları ve kokusuyla ürperirken oda benim kokuma bayılmıştı. Eline alıp,uzunca bir süre tuttu beni. Arada bir kokladı,kokumu içine çekti.

Derken...

Derken o çıkageldi. Hiç beklemediğim, ummadığım bir anda masaya geldi. Kadınla ilk kez tanışıyorlardı. Küçük bir merasimden sonra kadının yanına oturdu. Ben yine onun ellerindeydim... Birden kadının kulağına eğilip, "kırmızının sana çok yakıştığını biliyor musun?" dedi. Sesi çok kibardı... Doğrusunu isterseniz, ben bile etkilenmiştim. Gözlerini kaldırıp ona gülümsediği an bakışlarının son derece çarpıcı olduğunu gördüm. Benim ki daha etkilenmişti. İkimizde dikkatlice incelemeye başladık adamı. Kendini beğenmiş bir havası vardı. Yakışıklıydı Allah için, şık ve iyi giyimli, ağzı laf yapan biriydi. Sık sık kulağına bir şeyler söylüyor, oda çapkına gülümsüyordu. Meğer oda benim gibi kapıdan içeri girdiği andan itibaren güzel kadını izlemiş...

Birkaç dakika sonra iş işten geçmişti. Tahmin ettiğim şey gerçekleşti. O andan itibaren yalnızca ikisi vardı orada. Birlikte sohbet ettiler, konuştular... Bende mutluydum ama birazdan onların gideceğini düşünmek acı veriyordu. Daha goncaydım, en azından bir haftalık ömrüm vardı, ama bundan sonraki günlerimi burada, bu karanlık yerde geçirmek istemiyordum. Beni alırmıydı giderken? Yanında götürürmüydü?

Ben bu duygularla doluyken kalkmakta olduklarını fark ettim. Aman Allah ım gidiyordu! Gidiyorlardı. Adam geldikten sonra benimle hiç ilgilenmemişti. Beni unutmuştu. Ayağa kalktı, çantasını aldı, ceketini omuzlarına attı ve yavaş yavaş uzaklaştı masadan. Beni bırakarak... Kahrolmuştum. Bütün ümitlerim sona ermişti. Ona son bir kez veda etmek üzereyken, genç adamın masaya döndüğünü gördüm. Bir şey unutmuştu herhalde. Geldi bana uzandı...

Yoksa...

Beni aldı, önce kokladı, kokumu onun yaptığı gibi içine çekti ve onun yanına gitti... Gözlerinin içine bakarak "Bütün bir gece çok hoş bir ikiliydiniz, onu yalnız mı bırakacaksın" diyerek beni uzattı. Daha önce biraz kıskanmıştım, ama o anda çok sevdim bu adamı. Sarılıp öpmek geldi içimden. O gece ve sonrası onlarla birlikte aşkı, mutluluğu, tutkuyu, ihtirası yaşadım. Çok büyük bir aşka tanık oldum. Ama korkuyordum. Hislerim bu aşkın uzun sürmeyeceğini söylüyordu. Evet çok seviyorlardı birbirlerini ama başka dünyaların insanıydılar...

Her şeyleri farklıydı. Bu ilişki onları tüketecekti... Beni bir hafta boyunca vazoda baktı. Her gün suyumu değiştirdi, uzun yaşamam için vitaminlerle besledi beni. Her sabah yataktan kalkınca okşadı, sevdi, kokladı. Her akşam eve geldiğinde benimle ilgilendi. Yapraklarımın dökülmekte olduğunu fark edince kurumamamı, yapraklarımın dökülmemesini sağladı. Ömrümü uzattı. Aradan yıllar geçmesine rağmen hala yaşıyordum. Hala onunla beraberim. Onun yatağının başucundayım. Ben onunlayım ama buluşmamızı sağlayan bizimle değil artık. Korktuğum başıma geldi. Bir yıl sürdü ilişkileri. Aşk dolu geceler yerini kavgalara bıraktı. Hiç istememe rağmen birbirlerini kırmalarına şahit oldum. Onunla birlikte bende ağladım. Her kavga, daha tutkulu bir barışmayla sonuçlanıyordu. Ama sonra bir gün gitti ve bir daha hiç aramadı...

Ama o günden sonra her gün bir arkadaşım geldi evimize. Her gün kırmızı bir gül getirdi çiçekçiler. Kimden geldiğine dair hiçbir not olmadı güllerin üzerinde. Ama oda bende kimin gönderdiğini biliyorduk.

Aradan yıllar geçti, başkaları geldi gitti eve. Ama o hiç gelmedi. Gülü hep geldi. O da güllerin hiçbirini atmaya kıyamadı. Hepsini yaprakları dökülmeye başladıktan sonra kuruttu, yaprakları ufaladı, banyoda, odalarda sakladı. Saklamaya devam ediyor...

Bu güzel kokulu evde ben öldüm bir gün ve... benimle birlikte o güzel kadın da öldü. Ama ev hala onun kokusuyla doluydu..


AŞK HİKAYESİ MAVİŞ

Bir Aşk Hikayesi

Kadın başını kaldırıp baktığında, titredi adam.
İlk kez bir uçurum görmüştü sevdiği kadının gözlerinde ve düştüğünü hissetti birden içine.
Çünkü daha önce hiç böyle bakmamıştı sevdiği kadın kendisine.

Sonrasında başını eğdi kadın ve “sana bir şey söylemek zorundayım, yalnız bana üzülmeyeceğine dair söz vereceksin” dedi!
Ancak sesinin tonunda ki titreme, adamın yüreğini çoktan ateşe vermişti bile

Dinliyorum derken yüreğinden bir şeylerin koptuğunu ve havada hüzün kokusunu hissetti... Masaya çöken sessizlik, ardında ki fırtınayı belli ediyordu.
Başını denize çevirdi kadın ve usulca “biliyor musun ne zaman denizi seyretsem sen gelirdin aklıma”! Adam “artık gelmiyor muyum” diye sorduğunda aynı uçurumu yeniden gördü sevdiği kadının gözlerinde ve ilk gözyaşı usulca kirpiklerine ulaştığında, gözyaşları çoktan aleve dönmüştü bile…

“Hatırlıyor musun” diye sordu kadına, “eskiden hüzünlensem beni neşelendirmek için bir şeyler yapardın, oysa şimdi ağlıyorum ve sen kımıldamadın bile”!
Başını önüne eğdi kadın, büründüğü sessizlikse adamın canını acıtacak kadar ağır bir cevap olmuştu.

“Bize ne oldu?” diye sordu. Kadının gözleri denize çevrili, sesinde kutup soğuğu “bize ne olduğunu bilmiyorum ama sanırım aşkımıza bir şeyler oldu”!
Genç adam donup kaldı, aşka ne olmuştu ve olanı neden görememişti?
Ben seni çok seviyorum derken kadına, gözlerine söz geçiremiyordu artık!
Gerçekten genç kadını çok seviyordu! Peki, bu kadar severken sorun neydi? “Artık beni sevmiyor musun?” diye sordu. Kadın bilmiyorum dedi ve usulca kalktı oturduğu yerden ve adamın yanına oturup gözlerime bak dedi. Genç adam bakamıyordu, ilk kez korkuyordu! Kadın ısrar etti, adam baktığında kadının ağladığını gördü ve o gün ilk kez hiddetlendi, herşeye rağmen onun ağlamasına dayanamazdı, sakın dedi, sakın ağlama, bitecekse bile söz verdiğimiz gibi bitsin …

Biteceğini anladın demek dedi genç kadın. Evet anladım. Çünkü ben senin gözlerini bakışlarını çok iyi tanıyorum ama neden olduğunu anlayamadım. Neden bitiyor?

Kadın sanırım senin sevginden eziliyorum ve seni beni sevdiğin kadar sevemiyorum, geçmişimde ki acılar buna izin vermiyor beni bağışla lütfen dedi. Sevildiği kadar sevmemek üzebilir miydi insanı? Üzülüyorsa o da sevmiş olmuyor muydu? Sevmese umursamaz olmaz mıydı? Peki, seven gidebilir miydi? Bu düşünceler içindeyken genç kadına dönüp seni anladım dedi.
Bir şeyi bilmeni istiyorum diye devam etti. Belki bu seni üzecek ama söylemeye mecburum.

“Aşk cesur yüreklerin işidir, korkulu yüreklerde gerçek ışığını bulamaz” Kadın bana bunu yapma derken, adam usulca kalktı yerinden ve ben sana seni sevmekten başka bir şey yapmadım, yapmıyorum, sana bir şeyler yapıyorsa korkuların yapıyor!

İlk kez huzurluydu belki de adam. Masadan sigarasını aldı usulca ayağa kaltı ve genç kadının gözlerinin içine bakarak seni seviyorum ve hep seveceğim ama sana gitme demeyeceğim. Çünkü gitme dememi gerektirecek bir şey bırakmadın, bu aşk sadece benim cesaretimle ve benim sevgimle yürümez. Aşk beraber yürümektir ve iki kişi yaşanırsa güzeldir. Genç kadın öylece kaldı masada. Adam arkasına bakmadan yürürken, başlayan yağmur akan gözyaşlarını saklamak ister gibi yağıyordu.

Yıllar sonra adam aynı yere gene geldi, hayret hiç değişmemişti, oturdukları masa eskimiş ama aynı yerde öylece duruyordu. Gözlerine çöken o kesif hüzünle masaya doğru yürüdü sandalyeye oturduğunda, masada gördüğü yazı yıllar sonra onu tekrar ağlatmıştı.

Masada şunlar yazıyordu
“Sana öyle baktığım için çok pişmanım, sonraki günlerde anladım ki, o bakışlar yüreğimin değil, dediğin gibi korkaklığımın bakışlarıymış. Şimdi çok cesurum ama sen yoksun ve ben senin sevdandan korktuğum için özür dilerim! Ancak anlayamadığım tek şey, bana neden gitme kal demediğin oldu” Adam yazının altında ki tarihe baktı, iki yıl önce yazılmıştı. Yani ayrılıktan bir yıl sonra.

Altına şu yazıyı ekledi ve bir daha dönmemek üzere oradan ayrıldı.

“Gitme desem de gideceğini biliyordum, işte o acıya dayanamazdım ve o acıyla, aşkım yaşayamaz ölürdü!
Aşkım ölmesin diye gitme demedim, diyemedim!"

AŞK KAPIYI ÇALINCA MAVİŞ

Aşk Kapıyı Çalınca

Hep özlediğim, beklediğim aşkın böyle aniden kapımı çalıvereceğini, izin almadan yüreğimde bir köşeye yerleşeceğini hiç düşünmememiştim. Göz göze geldiğimiz anda. Başımdan aşağıya buzlu su dökülmüş gibi hissettim.
Bakışları içimi titretti, bilmediğim, tanımadığım bir dünyanın kapıları açılıverdi önümde... Kimde, neydi, hangi sınıfta öğrenciydi, daha önce onu görmemiştim. Bütün gün bu sorularla boğuştum. İlk şoku atlatıp kendime geldiğimde okulda onu aramaya başladım. Gerçeği öğrenmem hiç zor olmadı tabii ki! Suratıma tokat gibi çarpan gerçeği...

O okulumuzda yeni görev yapmaya başlamış bir öğretmendi çok genç olduğu için öğrencilerden ayırt etmek mümkün değildi. Böyle şeyler yalnız filmler de olur sanırdım. Oysa ben sırılsıklam aşık olmuştum. Gözleri başımı döndürecek kadar güzel olan yalnızca adını ve öğretmen olduğunu bildiğim biri, kısacık bir zamanda hayatımı değiştirivermişti.

       Ona aşık olmam benim suçum muydu? İnsan hesap kitap yaparak aşık olmazdı ki? Tamam itiraf etmeliyim, ben pek normal biri değilim. Başkalarına göre farklı yanlarım çok., özellikle de aşk söz konusuysa hiçbir zaman sıradan biri olmadım ama bu kez tamamen kaderdi. Sonunda ona söylemeye karar verdim. Madem aşık olacak kadar cesaretliydim, söyleyecek kadar da cesaretli olmalıydım.

       Söyledim. Şaşkınlığımı ifade edecek sözleri şu an ben bulamıyorum. Düşün bir kez, çat kapı bir öğrenci geliyor ve ‘’ ben sizi gördüğüm ilk andan beri seviyorum’’ diyor. Ne hissedersiniz bilemem ancak o bana karşı çok olgun, anlayışlı davrandı. Yaptığım çocukluklarla hayatını cehenneme çevirdiğim halde sevgiyle yaklaştı.. incitmemek için çok uğraş verdiğini şimdi anlıyorum oysa o zamanlar çok incitmiştim. Bir gün bana hak vereceksin demişti evet onu anlıyorum ve hak veriyorum. En doğrusunu yaptı. Zaman belki çılgın aşkımı bitirdi. Ama ona olan saygım ve sevgim sonsuza kadar sürecek. 



GEÇ KALMA

Lütfen Geç Kalmayın!

    10. Sınıf

    İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için benim en iyi arkadaşım diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    11. Sınıf

    Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    Son Sınıf

    Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve "çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadaş" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana "hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini" söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    
Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...

    Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

    
Aradan yıllar geçti...

    Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum... evet artık evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve "nikahıma geldin teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

 Yıllar çok çabuk geçti...

    Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...

    "Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi..."


Tarih:2008-05-08         Hit: 45